|
Sebeplerin başında,en klasik ifade
ile eğitim sistemi gelmektedir.Eğitim konusu
irdelendiğinde karşınıza dibi görünmez bir gayya
kuyusu karşınıza çıkmaktadır.Burada tavuk yumurta
hesabı gibi eğitim sistemi
Sistemi bu günkü siyasetçi tipini,
siyasetçiler de bu günkü eğitim sistemini yarattı.
... Okullarımızda ve ailelerde
saygı, nezaket, ortak paylaşım, kural ve kaidelere
uyum, toplum bilinci, önceliği karşısındakine verme
zarafeti ve inceliği, tevazu, haddini bilme,
büyüklere saygı
ve hürmet, küçüklere sevgi ve şefkat
eğitimi verilmiyor, çünkü bu kavramlar yozlaştı.
Üstelik de,bu vasıfları öğretecek öğretmen nesli de
tükenmek üzere.
... Her konuda ülkeye yerleşen bu
disiplinsizlik hakim olmaya başlamıştır.
... Perişan edilmiş öğretmenlik
mesleği ve gelinen nokta ...!
Kıymeti bilinmeyen kutsal öğretmenlik mesleği devlet
ve siyaset tarafından kelimenin tam anlamı ile
dışlandı, hakir görüldü. Çok düşük maaşlara tabi
tutularak itibarı zedelendi. Bir zamanların önünden
geçilmeyen, sözü kesilmeyen, her konuda fikir
danışılan, hatırı sayılan, iyi maaş alan, her
kesimden saygı gören, öğrencisi tarafından
özenilen-örnek alınan, mütebessim ve saygın
öğretmenin yerini şimdi; çok az maaş alan,
işportacılık, pazarlamacılık yapan, limon vs. satan,
öğrencisine para ile ders vermek zorunda kalan,
öğrencisi karşısında mahçup, boynu bükük, geçim
derdine düşürülmüş bir öğretmen nesli yaratılmış
durumdadır.
... Uzun yıllardan beri devam eden
bu feci durumdan dolayı öğretmenlik mesleği cazip ve
ideâl olmaktan çıktı. Yüksek başarı gösteren
öğrenciler yerine, en düşük puan alanların
mecburiyetten girdiği bir meslek halini aldı.
... Hâl böyle olunca bazı
öğretmenler; her ay garanti bir maaş almak, bir de
ileride emekli olmak için "öğretmenlik yapıyormuş
gibi" yapmaya çalışır oldular.
... Onların yetiştirir gibi yaptığı,
sistemin de "imtihanı gerçekten kazanmış gibi"
gösterip, mezun ettiği, bir de diploma verdiği bu
insanların en geride olanları, yani özel sektörde iş
bulamayan, kendi işini de yapmaktan aciz olan en
beceriksizleri, çapı düşük bazı politikacıların
önünde elpençe durup, bir devlet dairesinde iş
buldu.
... Yine bunların birçoğu, yine o
politikacı dayılarının desteği ile (liyakaten değil,
siyaseten) bulunduğu kurumlarda şef, müdür, daire
başkanı, genel müdür vs. yapıldı. Otomatik olarak
ta, yine çapı belli politikacı dayılarının
hacıyatmazı haline geldi.
... İşte bu yıkıcı metodlarla
toplum, yukarıda izahını yapmaya çalıştığımız
erdemlerden mahrum bir noktaya geldi. Kaliteli,
vakarlı, şahsiyetli, yetenekli, kimsenin kukla
yapamayacağı insanlar bu sinsi plânla bir kenara
itildi, enterne edildi.
... 25-30 yıl kadar önce, en
çetrefilli konuların çözümü için makamına çıktığınız
bir üst düzey bürokrat konuyu hemen kavrayıp, anında
çözüm üretirken, şimdi o koltukların, çoğunda, bir
türlü çözüm üretemeyen, kıvranıp duran, abuk sabuk
konuşan ve bön bön yüzünüze bakan sözde "yetkililer"
var ya...! İşte onlar bu zihniyetin ürünü. Bunlar,
kendilerinden daha zeki ve becerikli olan astlarını,
karşısında aşağılık kompleksine kapıldığı için
tahammül edemeyip, değiştirdiler. Hâl böyle olunca,
beceriksizler tarafından işgâl edilen devlet sistemi
birçok alanda felç oldu. O, işlerin bir türlü
bitmediği, önünde kuyrukların oluştuğu kurumların
başında, işte bu "özürlüler" bulunmaktadır.
... Hangi devlet dairesini bu
şekilde çöktüğünü test etmek çok kolaydır. Meselâ
bir daireye gittiniz. İşinizi anlattınız veya
evrakınızı verdiniz :
a. İlgili memur kendi işini yapıyor gibi sizi güler
yüzle karşılamıyorsa,
b. Sizi görünce rengi ve davranışları değişmişse,
canı sıkılmışsa,
c. İşi yapmamak, için bahaneler uydurmaya
çalışıyorsa,
d. Kızarak veya bağırarak konuşmaya başlamışsa,
e. Mesai saatinde kahvaltı yapıyor veya birşeyler
yiyorsa,
f. Gazete okuyor, veya başka şeylerle oyalanıyorsa,
g. Siz geldiğiniz halde hemen size dönmüyor da,
yanındaki ile sohbete devam ediyorsa,
h. Sabahları işine geç geliyorsa,
Hiç şüpheniz olmasın ki, o dairede her iş rüşvetle
yürütülüyor. Sakın ola ki müdüre falan çıkmayın,
zira rüşvetçinin başı müdürdür.
... Ülkemizdeki Trafik Kazalarının
temel sebebi işte bu yozlaşmadır. Bu yozlaşma
yüzünden yalnız trafikte değil, devletin elinin
eriştiği yerler başta olmak üzere, toplumun bütün
kesimlerinde ve yapılan her işte çeşitli "Kaza"lar
yapılmakta, acısı derinden ve hemen hissedildiği
için, bunlardan yalnızca Trafik Kazaları ön plâna
çıkmaktadır.
... Bu
noktadan hareketle, Ülkemizdeki Trafik Kazalarını üç
ana gruba ayırarak değerlendirmek gerekmektedir:
1. Sarı
Kazalar : (Kazalara zemin hazırlayan "Kazalar")
2. Turuncu Kazalar : (Kazalara sebep olan
"Kazalar"
3. Kırmızı Kazalar : (Ve nihayet gerçek
Kazalar)
... Kaza, sadece yolda yapılan
kazalardan ibaret değildir. Esas itibarı ile
ülkemizde hemen herkes yaptığı işte veya
davranışlarında bir şekilde "kaza" yapmaktadır. Ama
kasıtlı, ama kasıtsız. Sporda faul ne ise, burada da
o anlatılmak istenmektedir. Örnek vermek gerekirse,
karşısındakine saygısızlık, işini ihmâl etme veya
yarına bırakma, vb. birer kazadır. İşte bu kazalar,
daha büyük kazalara sebep olabilmektedir. (Faullerin
bazen penaltıya sebep olduğu gibi) Biz bu yoldan
hareketle, kazaların temeline indik ve yukarıdaki
gruplara ayırdık.
...
Sarı Kazalar
a. Eğitim ve kültür eksikliği veya rüşvet
beklentileri sonucunda insanların birbirine
saygısının olmaması, yolda, sokakta en küçük
meselenin büyütülmesi ve herkesin
karşısındakini suçlu, kendisini haklı gibi görmesi,
dengelerin yok olması.
Örnek: Direksiyona, çıkarız yayalara kızarız;
arabadan ineriz, şoförlere kızarız.
b. Ekonomik sıkıntıya dayalı ev geçimsizliği,
aile kavgaları.
c. Elektrik, su, doğal gaz, telefon vb.
ücretlerindeki adaletsizlikler, uygulamalardaki
haksızlıklar, yüksek gecikme faizi alındığı halde
verilen hizmetin durdurulması vs.
d. Devlet ihalelerindeki vurgunlar, medyada
sık sık görülen rüşvet ve yolsuzluk
haberleri vs.
... Turuncu Kazalar :
a. Devlet dairelerinde haksız uygulamaları
düzeltmek için gidildiğinde karşılaşılan kötü
muamele, adamını bulanın işini "hallettiğinin"
görülmesi. Adam yerine konulmama,
üçüncü sınıf muamele.
b. Uçak
inebilecek kadar geniş yola, hiçbir suretle trafiği
aksatmayacak şekilde park
ettiği arabasının sırf para kazanmak için çekilmesi,
gasp eder gibi kendisinden yüklü
paralar alınması.
c. Yolda
kontrol yapan polisin, sadece trafik düzenini
sağlamak için çalıştığına inancın
kalmaması.
d. Çek
senet ödemelerinden bunalan, geçim derdine düşen
insanlara belediye, vergi
dairesi, SSK, telefon idaresi gibi kamu
kuruluşlarının yüksek faiz ve haciz
uygulamaları vs. Bu örnekler çoğaltılabilir.
... Kırmızı Kazalar :
Basit gibi görülen "Turuncu Kazalar" bölümündeki
uygulamalar, devlet tarafından kendisine adeta tuzak
hazırlandığını, kandırıldığını, esir muamelesi
yapıldığını düşünen insanları çileden
çıkarmaktadır.Kendi bayrağı altında, aynı hüviyeti
taşıdığı, verdiği vergiden maaş alan, belki de kendi
seçtiği insanlar tarafından kendisine reva görülen
bu muameleye isyan eden insanların birçoğu,
arabasına bindiğinde adeta her şeye ve herkese
meydan okumakta, arabasını kendinden geçercesine
bazen "deli" gibi kullanabilmekte, giriş bölümünde
değinip geçtiğimiz, "Kadercilik, Genel İsyan" unsuru
işte tam burada ortaya çıkmaktadır.
... Görüldüğü gibi trafik terörünün
temelini yukarıdaki unsurlar oluşturmakla beraber,
kaza prosesinin tamamını belirtmek gerekmektedir.
... Trafik kazalarının sebepleri
çoktur ve değişkendir. Ancak neresinden bakılırsa
bakılsın, sonuçta iyi veya kötü, her şeyin sonucunu
kişilerin davranışları belirlemektedir. Bu itibarla
kazaların yaklaşık olarak % 95 inde insan hatası ön
plâna çıkmaktadır. Kimin nerede hata yaptığını
bulmak için, sürücüden başlayıp, geriye doğru
gidildiğinde karşımıza:
1. Sürücü kursları,
2. Milli eğitim,
3. Devlet,
4. Kamu kuruluşları,
5. Temel eğitim ve
6. Aile,çıkmaktadır.
... Demek oluyor ki bu altı temel
unsur kazalarda etkin rol oynamaktadır. Buradaki
hata payları da değişken olmakla beraber, en büyük
kusurun devlette, yani kanun koyucuda, görevini iyi
yapmayan Millî Eğitimde, özelleştirmedeki amacın,
kaliteyi artırmak yerine rant kapısı olarak gören
sürücü kurslarında, ve nihayet iyi eğitim almanın
aslında hakkını almak olduğunu düşünemeyen, ehliyeti
de adeta pasaport gibi görüp, onunla onore olan ve
bir an önce alıp, cebine koymak isteyen
insanlarımızdadır.
... Burada bazı gençlerdeki davranış
bozuklukları, araba ile kendini ispatlama hastalığı,
gösteri merakı, meydan okuma hissi, arkadaşlarına
kur yapma, kızlara caka satma gibi kişilik
zayıflıkları gibi yine eğitimsizlikten veya
tatminsizlikten kaynaklanan unsurlar ön plâna
çıkmaktadır.
... Görülen odur ki, devlet
kendisini düzeltmedikçe, milli eğitimdeki anlayış
değişmedikçe, sürücü kursları emin ellere geçmedikçe
kazaların önüne geçmek mümkün olmayacaktı
|